Üçüncü Köprü…

Bu günlerde İstanbul boğazına bir köprü yapılması daha düşünülüyor.  Basında bu konu ile ilgili bir çok haber ve yazı çıkıyor.  Bu yazılar beni 1970 li yıllara şehircilik talebesi olduğum yıllara götürüyor. Aslında sadece bu yazılar değil Boğaziçi köprüsünden her geçişim bu yılları ve bir hocamızın makalesini hatırlatıyor.

Tuğrul Akçura bu gün aramızda değil. Kendisini sevgi ve özlemle anıyorum.  Böyle insanlara bu günlerde daha çok ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Ama bu düşünceninde yersiz olduğunun farkındayım.  Bir insanın ülkesine ve dünyaya hizmet süresi o kişinin yaşamı boyunca olmamalı. Birgün naçiz bedenler toprak olabilir ama fikirler ve eserler daima yaşar. Ama bu durum her zaman ve her koşulda böyle olmuyor maalesef.  Kişisel ihtiras ve çıkarların ülke ve insanlık çıkarlarının önüne geçtiği zamanlarda fikirler ve eserler  ötelenip görmezden geliniyor.  Fikirler ve eserlerin alternatifleri veya farklı biçimleri tercih edilebilir. Farklı noktalardan bakılabilir. Ama  bilimsel gerçekleri  örtebilir miyiz?  Bu yapıldığı zaman durup ne yöne gittiğimize bir bakmamız gerekiyor. Her şeyi çarpıtabilirsiniz. Hatta inançlar üzerine bile oyunlar oynayabilirsiniz ama iki kere ikiyi beş yapamazsınız.

Bilimsel gerçekleri ve teknolojiyi bir süre yok sayabilirsiniz veya kullanmayabilirsiniz. Tercih edilmez ama  en kötü ihtimalle eski fikri veya teknolojiyi kullanmaya devam edebilirsiniz.  Sonra hata yaptığınızı fark edip yeni fikri hayata geçirebilirsiniz. Bu durumda  toplum bir bedel  ödeyerek arayı kapatabilir. Bu bedel bazen küçük bazen çok büyük olabilir. Eskinin küllerinden yeni fidanlar çıkabilir. Aynı toplumun Osmanlıyı gömüp genç cumhuriyeti yarattığı gibi.

İnsanlık tarihi bu tür olaylarla doludur. Tarih, bilimden ve akıldan uzaklaşmanın bedelini yok olarak ödeyen devletler ve yönetimler tarihidir aslında.

Şehir planlama konusunda durum biraz daha vahimdir.  Öldürmez ama süründürür. Ben şehirlerini yanlış planlandığı için yıkılan bir devlet bilmiyorum. Belki şehir devletleri döneminde olmuş olabilir ama yakın çağda olmamıştır.

Şehir planlama konusunda yapılan hataların düzeltilmesi mümkün değildir. Ayrıca yapılan hatanın zararı her geçen gün artarak devam eder.  Devlet başkalarının eline geçse bile  bu durum devam eder.

Tuğrul hoca batı ülkelerinde şehircilik bölümleri kuran, üniversitelerde kürsüleri olan  kendisini davet eden üniversitelerin kapılarda beklediği bir bilim adamımızdı. Türkiye’de de çok değerli bilim insanları yetiştirmiştir.  Kendisinin  Boğaziçi köprüsü yapımı sırasında yazdığı makaleleri okuyup derslerde anlattıklarını dinlemiştim. Bu gün hala söyledikleri kulaklarımda.

Tuğrul Hoca bugün kullanıldığı hali ile Boğaziçi köprüsüne karşı çıkmıştı.  Köprünün bir cinayet (daha doğrusu intihar) olduğunu, kentin gelişimini çok olumsuz etkileyeceğini  söylemişti. Şayet bu köprü yapılırsa bununla kalınmayacağı üç- beş köprü yapılmasının kaçınılmaz olacağını anlatmıştı.  Amaç araçları taşımak değil insanları taşımak olmalı demişti. Arabaların geçeceği köprü yerine toplu taşıma araçlarının geçeceği geçişlerin yapılmasının uygun olacağını gerekçeleriyle anlatmıştı.  Kentsel işletim maliyetlerinin toplumun kaldıramayacağı kadar büyüyeceğini ülkeyi  dışa bağımlı hale getireceğini söylemişti.

Bugün üçüncü köprünün güzergahını tartışırken tüp geçit içinde milyarlarca dolar yatırım yapıyoruz.  Zamanında mutlaka bilimsel açıdan irdelenmiş uzun vadeli çözümler bulunabilirdi. Ama treni kaçırdık bir defa.  Hocamın kemikleri sızlıyordur her halde.

Benim bu söylediklerimi abartılı buluyorsanız  bir gün Boğaziçi köprüsünden araba ile geçmeye çalışın ne demek istediğimi anlarsınız. Araçların eskime paylarını bir tarafa bırakın havaya savrulan para ve zamanı gözlerinizle görün.  Bu paralarla ülkenin bir çok sorunu çözülebilirdi.Bu hataları yapanlara kul hakkımı helal etmiyorum.

admin 2009-7-20 tarihinde yayınladı. Kategori: Ashua Haber Portal Makaleleri

Yorum yapın

(Ctrl + Enter)