Bazen insan yüreğini dinleyince ne söyleyeceğini bilemiyor. Ben  dinledim ve not aldım. sizlerle paylaşmak istedim.

GÜNDÜZDEN adlı kitabımda topladıklarım…

GÜNDÜZDEN…

 

 

İNSAN BEDENİNDE TECELLİ BULAN İLAHİ AŞKIN İFADESİ OLAN BU ŞİİRLER, YÜREĞİNDE TANRI SEVGİSİ OLAN TÜM İNSANLARA ADANMIŞTIR.

 

YOLUNUZ TANRI’YA OLSUN..

 

EN BÜYÜK SEVGİLİME

TANRI’MA

………………….

 

 

Yazmadım şiirlere adlarını.

Boş bırakıyorum orayı.

Siz yazın diye

Şiirlerin isimlerini.

Bu kitabın üstüne siz yazın.

Sizde katın yüreğinizi.

Bizim şiirimiz olsunlar.

Okunduktan sonra

 

 

 

SEN KİMSİN

Hani bir şey hissedersin de tarif edemezsin,

Yüreğin pır pır eder de nedenini anlamazsın,

Hani hani bir şey olur da için içine sığmaz,

Hani fark edersin de kelimeler yetersiz kalır.

Ya hu sen kimsin, sen nesin.

 

 

Ben senim.

Senden bir parçayım

Tanrı’nın sana dokunan eli,

Seni seven yüreğiyim.

Geçmişten bir iz,

Gelecekteki hayallerinim.

 

 

……………

Anadoluyu bilirmisiniz?

Uçsuz bucaksız bozkır.

Çıplak tepeler,

Sarı buğday tarlaları,

Toz kalktımı inmez saatlerce.

Hüzün vardır oralarda.

Tüm bu boşlukta tek bir ağaç  görürsünüz.

Koca bozkırın ortasında.

Tek başına.

Saygı duyun ve selam verin ona

Daha nasıl anlatsınki

Tanrı,

Bu kadar yalnız olduğunu.

 

 

……………………….

Bak sevgilim;

Biz gece ve gündüz gibiyiz.

Ne ayrılırız,

Ne de birleşiriz.

Bir de olamayız,

Ayrı da.

 

…………………………

Anlatın insanlara,

Sahip olduklarının değerini

Kaybetmeden önce

Anlasınlar…

 

 

………………………….

Bir türlü  ayrılamıyorum

Aynanın önünden.

Saçımı tardım on defa,

Yakamı düzelttim defalarca.

Çekiştirdim oramı buramı.

Bir başka bakıyor aynadaki bugün.

Aşık mı oldum yoksa?

Bende bir tuhaflık var.

 

 

……………………….

Tanrım !

Hiç düşünmedin mi yaratırken beni?

Korkmadın mı hiç?

Ya sitem edersem diye.

İsyan etmem.

Bedeli çok ağır.

Bir daha ki sefere nasıl geliriz bilmem.

 

 

………………………………

En iyisi hiç sevmemeli,

Keyfini  yaşa, korkmadan,

Ya biterse bir gün demeden…

Ömrünü adamazsın kendinden başkasına

Yaşamazsın sıkınısını

Ayrılıpta her gün görmenin.

En iyisi hiç sevmemeli.

Hayallerin sana kalır, kaybetmezsin.

En iyisi hiç sevmemeli…

 

 

……………………..

Yolun sevgi olsun.

Şaşırma sakın yolunu.

Takılmadan ona buna.

Sakın düşünme,

Git yüreğinin götürdüğü yola.

 

…………………………….

Olmazdı dünyanın tadı,

Bu kadar lezzetli olmazdı rakı,

Şarkılar olmazdı en yakın dostun,

Sevmezdin gülleri bu kadar çok.

Hatırlamazdın Tanrı’yı bu kadar sık,

Ayrılık olmasa.

 

 

……………………..

Anlamı yoksa hiç bir şeyin,

Doymuyorsa ruhun,

Ya geldiğin yere döneceksin,

Ya sevmeyi öğreneceksin…

 

 

………………………….

Tanrım !

Bir kelime daha istiyorum.

Anlatmaya yetmiyor,

Seviyorum demek.

 

 

…………………………….

Seni sevmek

Sevgi ötesi

Bunun da ötesi

Erimek içinde.

 

 

…………………….

Nihayet sabah oldu

Birazan onu göreceğim.

Heyecanı şimdiden başladı.

Bu saatte inadına yavaş çalışıyor,

Atacağım onu.

Hasreti anlayanından alacağım.

İlk defa görüyormuş gibi bakmak gözlerine,

Onun da heyecanlandığını bilmek,

Sanki benim için doğuyor güneş.

Ağaçlar bile gülüyordur halime.

Yıllardır bu hep böyle.

Değişmedi bir gün bile hiç bir şey.

Kaldırım taşları bile bıktı bizden.

Ben her gün yeni bir aşka başlar gibi

Kalbim önde ben arkada

Koşuyorum ona.

 

 

 

………………………………..

Yarın doğum günü…

Bir hediye vermek  istiyorum ona.

Güneşi versem diyorum,

Yoksa yıldızlardan elbise mi diksem?

Ay’dan  taç mı yapsam başına?

Tüm dünyayı versem yeter mi?

Hayallerim…  Onlar bile yetmez.

Tanrım! Daha büyük bir şey yapmadın mı?

Galiba bu senede yine kalbimi vereceğim ona.

 

 

 

……………………………

Tanrım!

Her şeyi tam yapmışsın.

Ama bir şeyi fazladan koymuşsun…

Hasreti.

Geri alamaz mısın onu?

 

 

Tanrım sen beni gerçekten düşünmüşsün yaratırken.

Özen göstermişsin,

Değer vermişsin,

Beni çok sevdiğini fark ettim.

Nereden anladım biliyor musun?

Bir gün yüreğime baktım.

Oraya da sevgini koymuşsun.

 

 

 

………………………………..

Bir gün Tanrı ile yarışa girdim.

Sen mi daha çok seversin…

Ben mi diye.

Hala yarışıyoruz.

 

 

………………………..

Aslında bu şiirleri tek başıma yazmadım.

Zaten böyle bir yeteneğim yoktur.

Birlikte yazdık.

Ben O’nun ağzı, dili,eli, kulağı oldum

O’da benim yüreğim oldu.

İlhamım oldu.

Birlikte yazdık.

O söyledi ben yazdım.

Bazen de ben söyledim ben yazdım.

Kah O sevgili oldu,

Ben sevdalı…

Kah ben sevdim,

O hasret çekti…

Bazen

Gülün goncası olduk beraber,

Kartalın kanadında uçtuk.

Bazen bir çift gözyaşı olduk gözlerde.

Elim O’nun eli,

Yüreğimde nefesi,

Hala yazıyoruz,

Sevgiyle

 

 

……………………….

Sen sevmeyi nereden bileceksin.

Hiç kelebeğin göz yaşını gördün mü?

Aldın mı en derin yeşili ellerine?

Okşadın mı güneşi?

Hiç çiçekler günaydın dedi mi?

Karanlık denizdeki beyaz sandal,

Yüreğini sana açtımı?

Anlattı mı aşklarını?

Hiç yıldızlar seninle eğlendi mi?

Yakamozların üstünde yürüdün mü hiç?

En yakın dostun Tanrı oldu mu?

Kafa tuttun mu hiç O’na?

Aynaya baktığında kendini görmediğin oldu mu?

Hiç seni seviyorum dedin mi birine?

Eğer bunlardan birini yapmadıysan

Sen nereden bileceksin aşkı, sevdayı,

Nereden bileceksin, sevmeyi sevilmeyi…

 

 

 

İÇLER ACISI

(Kızılay’da insan manzaraları)

 

Sevgisiz yürekler,

Karanlık yüzlerde.

Umutsuzluğun aynası,

Karanlık gözler.

Önlerinde korku.

Arkalarında korku.

Kızgınlar…

Ama kime olduğunu bilmeden.

Yürüyorlar ama,

Bedenleri yok ki.

Yaşıyorlar ama,

Ruhları yok ki.

Karanlığın en koyusunda,

Yaşamla köşe kapmaca.

 

 

………………………………..

Kırmayın kuşun kanadını dedim,

Koparmayın goncayı dalından,

Kapamayın gözlerinizi dedim,

Sevin birbirinizi,

Sevilin dedim,

Düşünün,

Her şeye inanmayın dedim,

Kızdılar bana.

Kapattılar beni,

Yüreklerinde ki karanlık zindana.

 

 

…………………………

Evlat,

Sen yalnızlık nedir bilir misin?

Yokluğu çevirirsin varlığa,

Aklını katarsın içine.

Koydun mu,

Sevgiyi yüreğine.

Sunarsın yeşilin en güzelini,

Maviden yorganı.

Sen oldun artık git dersin.

Git ama beni unutma dersin.

Geri gelmesini beklersin.

Elin yüreğinde.

Ne anlayan var,

Ne soran,

Ne gelen var,

Ne giden.

Yalnız Ben,

Yine Ben. Yine Ben..

 

 

…………………………………

Daha on dakika oldu

Ayrılalı.

Ayrı yollara,

Ayrı evlere.

Tanrım…

Bu geceler

Neden bu kadar uzun.

Daha çok var sabaha.

Dayan yüreğim dayan.

Bir uykusuz gece daha.

 

 

…………………………….

Hani bir elmayı dilimler gibi,

Yeri göğü böler gibi,

Bir ruhu onlarca ruh yapar gibi,

Böldüler bizi.

Şu an ben bu bedendeyim.

Ama bilirim ki

Ben onunda bedenindeyim,

Ve diğerinde.

Dört ayrı bedende birim.

Dört ayrı bedende tek yüreğim.

Dört ayrı bedende

O’yum…

O’nunlayım.

Şükürler olsun…

 

AYÇA

(Bu şiir Ayça’dan bana hediye ve çabama destek)

 

………………………

Yeşil gökyüzünü süsleyen

Pembe yıldızlar

Hep seni  hatırlatıyor.

Kırmızı dalgaların vurduğu

Mavi kumsallar

Ve mor yaprakların

Altında geçirdiğimiz o güzel anlar

Bana hep seni hatırlatıyor.

Ve seni ne kadar çok sevdiğimi.

Biliyorum…

Bir terslik var bu işte.

Aşık oldum bir kere.

Sıkıysa değiştirin

Denizin rengini, yıldızları…

 

 

………………………………

Hep dışarda aradım,

Bekledim mutluluğu gelip beni bulmasını.

Aramadığım, bakmadığım yer kalmadı.

Her şeyin beni mutlu etmesini bekledim.

Boşunaymış.

Yokmuş beyaz atlı prens,

Masalmış Alaaddin’in sihirli lambası.

Tam yorulmuştumki bir yer geldi aklıma,

Bu güne kadar bakmadığım.

İçime yüreğime baktım.

Oradaymış aradığım.

İçime yüreğime baktım.

Oradaymış aradığım.

Beyaz atlı prens benmişim.

Define adasında ki hazineler.

Hepsi orada.

Mutluluk başka yerde değilmiş.

Sadece mutlu olmayı seçmek varmış.

 

 

…………………………………….

Bilmiyorsan nereye gittiğini,

Farkındaysan

Sürülendiğinin.

Kaybettiysen yolunu.

Dur ve yüreğine bak

O söyleyecektir sana.

Gideceğin yönü,

Varacağın limanı

 

 

………………………….

Gözlerinle  gördüğün

Surettir senin.

Aslını görmek istersen

Bakmalısın

Gönül gözü ile.

 

 

……………………..

Yüreğim kırık,

Hemde çok.

Artık hayal kurmak bile anlamsız.

Kocaman bir boşluk.

Işık yok, hiç bir şey  yok.

Gidilecek yol yok.

Bir uyusam.

Ölene kadar hiç uyanmadan.

Değer mi hiç bir şey?

Bir kalbi kırmaya değer mi?

Hele sevdiğini söylediğin bir kalbi.

Yazık oldu.

Çok yazık.

Tanrı’ya bile değmezmiş dedirttin.

( Bir dostumun yüreğinde hissettiklerim)

 

 

………………………

Sevgili Baba!

Seni anlamıyorum.

Var ettin bunca insanı.

Gönderdin buraya.

Neden hapsettin kendini,

Onların yüreklerine?

Ya açmazlarsa kapıyı,

Ya fark etmezlerse seni.

Hiç anlamıyorum.

Ya sevmeyi öğrenemezlerse…

 

 

………………………………..

Sevgili Tanrım!

Bir yerde terslik var galiba.

Geçenlerde yüreğimi kapadım.

Vaz geçtim sevmekten.

Ancak gözlerimde kapandı.

Karanlık oldu her yer.

Düşmediğim çukur kalmadı..

Bir terslik var bu işte.

 

 

…………………………………

Sevgili Baba!

Bu gün bir karar verdim.

Takılmamaya artık.

Armudun sapı ile üzümün çöpüne.

Artık beklemiyorum

Beni sevmelerini.

Ben onları seviyorum.

Takılmıyorum başkasının yaptığına.

Ben yolumdan sapmıyorum.

İnadına daha çok seviyorum keratayı.

Kızmıyorum ona, buna.

Öfkelendirmiyor kimse beni.

Bir gün onlarda sevmeyi öğrenir.

Yüreklerini fark ederler.

Aynı yuvadan geldiğimizi anlarlar.

Ben mutlu olmaya karar verdim Baba.

Takılmıyorum artık,

Armudun sapı ile

Üzümün çöpüne.

 

Önceki şiiri anlamadıysan.

Bir gün otur,

Üzüm ve armut ye.

Ve düşün ne yediğini.

Sonra sap ile çöpleri ye.

Tekrar düşün ne yediğini.

Ve karar ver ne yiyeceğine.

Seçimini yap,

Hayatta  ne istediğine.

Karar ver neye takılacağına.

Armudun  sapı ile üzümün çöpüne mi?

 

Eğer hala anlamadıysan.

Söyle;

Bağlasınlar seni çayıra.

 

 

……………………………..

Geçenlerde beni kızdıran birisinden

Hıncımı  kötü aldım.

Ona aşkı öğrettim.

Tanrı aşkını

Yanıp duruyor.

Hasretin en koyusunda.

 

 

…………………………….

Hapsettiler O’nu yüreklerindeki

Karanlık zindana.

Örttüler kapıları üstüne.

Sonra uzattılar sakalı.

Sardılar sarıkları.

Giydiler cüppeleri.boşunadır tebdili kyafet.

Sanki tanımayacak

Bunu yapanları.

 

 

………………………………….

Sakalını sıvazlarken,

Bana Tanrı’yı anlatıyordu

Geçenlerde bir gün.

Şöyle büyük,

Böyle kocamanmış.

Asar, keser,

Kaynar kazanlara atarmış.

Dönüp ona

Seni seviyorum dedim.

Duyduğuma göre hala anlamamış.

 

 

……………………………………

Tanrım!

Sen beni gerçekten düşünmüşsün yaratırken.

Özen göstermişsin,

Değer vermişsin,

Beni çok sevdiğini fark ettim.

Nerden anladım biliyormusun?

Bir gün yüreğime baktım.

Oraya da sevgini koymuşsun.

 

 

 

,,………………………

Bir gün Tanrı ile yarışa girdim.

Sen mi daha çok seversin ben mi? Diye.

Hala yarışıyoruz.

 

 

………………………

Hep beni aradılar

Ama yanlış yerlerde.

Ya sevgilinin teninde

Ya ağacın gölgesinde.

Söğüt dalında

Ana kucağında

Hep aradılar

Hiç akıllarına gelmedi

Yüreklerine bakmak.

 

 

…………………………….

Sen sevmeyi nerden bileceksin.

Hiç kelebeğin gözyaşını gördün mü?

Aldın mı en derin yeşili ellerine?

Okşadın mı güneşi?

Hiç çiçekler sana günaydın dedi mi?

Karanlık denizdeki beyaz sandal

Yüreğini san açtı mı?

Anlattı mı aşklarını?

Hiç yıldızlar senle dalga geçti mi?

Yakomazların üzerinde yürüdün mü hiç?

En yakın dostun Tanrı oldumu?

Kafa tuttun mu hiç O’na?

Aynaya baktığında

Görmediğin oldumu hiç kendini?

Hiç seni seviyorum dedin mi birisine?

Eğer bunlarda birini yapmadıysan

Sen nereden bileceksin aşkı sevdayı

Sen nereden bileceksin sevmeyi sevilmeyi…

 

 

………………………

Ancak hayallerini yitirdiğinde yalnız kalırsın.

 

 

………………………………

Tanrım!

Sadece bu dünyada

Yedi milyar aşk yaşıyorsun.

Bir o kadar da hayal kırıklığı,

Hasret.

Ben birinr bile dayanamazsam.

 

 

………………………

Dün beni sormuşsun,

Ne yapıyor bizim oğlan diye.

Yüreğimi kaybettim Baba.

Bulur bulmaz yanına geleceğim.

 

 

……………………………..

Tanrım!

Bu kadar acımasız olacağın

Hiç aklıma gelmezdi.

Nerden çıkardın başımıza

Sevmeyi, sevilmeyi,

Hasreti,

Ayrılığı.

 

 

…………………….

Tanrım!

Sen işini çok iyi biliyorsun.

Olmasaydı  ayrılık

Böyle yaşanmazdı aşklar.

 

 

………………………………

Coştu  yine Deli Işık.

Bilseydi ne yazacağını.

Koysaydı kelimeleri doğru yerine.

Vazgeç, en iyisi hiç yazma.

Ya insanlar da senin gibi severlerse.

Dayanmaz ki  yürekleri.

Yazık olmaz mı onlara?

Sus sen Deli Işık.

Anlatma aşkı sevdayı,

Hele hiç lafını etme

Ayrılığın, hasretin.

 

 

………………………

Deli ışığa sormuşlar.

Sevmek nedir nasıldır diye.

“Hani balonu üflersin ya

Patlayana kadar” demiş.

“Patladıktan sonra bile

Üflemeye devam edersin”…

 

 

 

………………………

Bir off çekip dağları yıkıyorlar ya…

Hani deliyorlar ya dağları,

Aşıyorlar ya susuz  çölleri.

Hani yakın ediyorlar ya uzağı,

Sıkıysa yitirsinler hayallerini de

Göreyim ben onları….

 

 

………………………………

Tepemi attıracaklar bir gün,

Yağdıracağım yağmurları

Yukarı doğru.

Alın şu sevdayı başımdan.

 

 

 

Tanrım!

Hepsini bana yüklemişsin

Aşkı, sevdayı, hasreti.

Gözyaşını.

Bari birazını da sen taşısan.

Hasreti, ayrılığı gibi.

 

 

…………………………

Geçen gün meleklerin getirdi.

Aşkı sevgiyi göndermişsin bana.

Teşekkür ederim.

Ama araya ayrılık karışmış.

Onu geri gönderiyorum.

 

 

…………………………….

Tanrım!

Aynaya baktımda

Espri anlayışına  hayran oldum

 

 

…………………………

Bilmediğimi sanma.

Yalnız olduğunu,

Hasret çektiğini

Oysa

Bilmezmisin kalbimdeki  sızıyı.

İçime akan göz yaşlarımı.

Dayan Gündüz dayan diyen yüreğimi.

Sabret ne olur

Az kaldı düğünümüze.

 

 

………………………………

Ne garip.

Hiç insan gidermi düğününe

Kefen ile.

Neden giymezler,

Gelinlik veya smokin.

 

Gelen cevap…..

 

Işıktandır onların gelinliği, smokini.

Gök kuşağıdır kanatları.

Yıldızlardır,

Başlara dökülen konfeti.

Duvaklarıdır yüzlerindeki nur.

Melekler eşlik eder onlara.

Sormazlar sevabı günahı.

Yerter ki düğünümüze gel.

Niyetin bana olsun,

Yolun bana….

 

 

……………………………..

Sizce Tanrı

Bir sevgilinin

Tenine dokunmanın verdiği hazzı ve mutluluğu

Tadabilir mi?

Sevgilinin gözleri içinde erimenin

Ne olduğunu bilebilir mi?

Sevgilinin nefesi ile yaşamanın,

Göğsünü O’nun  ateşiyle

Doldurmanın mutluluğunu

Bilebilir mi?

Sizce Tanrı, sevgilinin bedeninde

Kor eteşler içinde yanmanın,

Dayanılmaz  mutluluğunu

Bilebilir mi?

Tek başına  bilemezdi.

Ve Tanrı insanı yarattı.

Ve tüm bunları yaşayabilmek için

İnsanın yüreğine kendini,

Yüreğine de sevgiyi koydu.

İşte o zaman Tanrı,

Kendisini yaşayabildi.

 

 

…………………………….

Tanrım,

O kadar  güzelsin ki

Hala seni arayanlara şaşıyorum.

Görmüyorlar mı ?

Papatyayı,

Görmüyorlar mı?

Bir bebeğin masumiyetini.

Yeşili, gülün goncasını,

Görmüyorlar mı?

Mavi gök yüzünü.

Grup vaktinde

Gökyüzündeki kızıllığı,

Hiç bakmıyorlar mı?

Aynaya.

 

 

………………………………

Sen ümit nedir?

Ümit etmek nedir?

Bilirmisin?

Gönlünden bir parça koparırsın

Yüreğine yüreğini katarsın

Ve özgür bırakırsın.

Git dersin,

Ama bir gün gel geri dön dersin.

Bunu yedi milyar defa denersin

Ne gelen var

Ne  dönen.

Yüreğindeki sızıyı

Ne sen sor  Bana

Ne ben söyleyeyim…

 

 

……………………………..

Olmazdı dünyanın tadı,

Bu kadar lezzetli olmazdı rakı,

Şarkılar olmazdı en yakın dostun

Sevmezdin gülleri bu kadar çok

Hatırlamazdın Tanrı’yı bu kadar sık.

Ayrılık olmasaydı…

 

 

………………………………

Erkeklerle kızların

Farkını ilk anladığımda

Biliyordum bunun altından

Bir şeyler çıkacağını.

 

 

……………………………..

Bu gün bir defteri kapattım

Geçmişin kayıtlarını tuttığum

Defteri kapattım.

Artık saymıyorum

Yalnız geçen günlerimi,

Tanrı’nın hep benimle olduğunu

Bildiğimden beri

 

 

……………………………….

Suretiysem ben O’nun

Evlat diyorsa bana,

Biliyorsam ben

Gerçekte ne olduğumu.

Dua bile etmiyorum

Acze düşmüş gibi

Sanmasınlar O’nu

 

 

……………………….

Işık güneşten nasıl ayrılamazsa,

Sevgiyi benden nasıl yok edemezsek,

Sen bende

Ben sende

Eridik bir kere

Ayrılamayız.

 

 

……………………

Şehrin son eviydi bizimki.

Bitişikti tarlalara.

Koyunlar otlardı sürülerle.

Altı yaşndaydım,

Bir koyunun doğumunu izlediğimde.

Kendiminkini hatırlamıyorum ama,

Yaşamla ilk tanışamdı bu benim.

Acemice ayağa kalktığında

Çok şaşırmıştım.

Nasıl kafa tutuyordu dünyaya.

Ne yapacağını bilir gibiydi.

Süt emecekti annesinden.

Bir ona

Bir kendime baktım.

Acaba bir daha mı doğsam?

Yoksa gitmişken hiç gelmesem mi?

 

 

………………………….

Bahçenin uzak köşesindeydi

Kümes.

Çok küçüktüm.

İlk pazarlığımı orada yaptım.

Beyaz tavukla.

O bana yumurtasını verecekti,

Bende onu kovalamayacaktım.

Anlaşmıştık ama

Horoz niye kızdı bize

Anlamadım.

 

 

…………………………

Hayatı çok ciddiye almamalı.

Düşünmemeli enine boyuna.

Hatta dalga geçmeli.

İşte o zaman tadı  çıkıyor

Hayatın.

Ama  önce kendinizden başlayın.

Dalga geçin,

Çok ciddiye almayın

Kendinizi.

Bunu yaparken

Eğleniyorsanız şayet.

Merhaba deyin

Yeni bir yaşama.

 

 

………………………………

Düşündümde

Çok sayıda doğum günüm

Varmış benim.

Kendi değerimi anladığım gün.

Gücümü elime aldığım gün.

Kim olduğumu anladığım gün.

Bir sebebim olmadan

İnsanları sevdiğim gün.

Sevildiğimi ilk anladığım gün.

Mutlu olmaya karar verdiğim gün.

Onu ilk gördüğüm gün.

Baba olduğum gün.

Biliyorum ki,

En son doğum günüm

Öldüğüm gün olacak.

O’nun yüreğinde

Yeniden doğduğum gün.

 

 

 

……………………………..

Silerken yerleri

Dans ettin mi hiç

Süpürgenin sapıyla.

Yapmıyorsan eğer bunu

Çok üzgünüm senin için.

Hiç bir şey anlamamışsın.

Ya çabuk öğren.

Ya da git

Bir daha gel

Bu dünyaya.

 

 

 

……………………………

Beyaz çiçek.

Sakın gidip beni

Tek başıma bırakma.

Yalnızlığını paylaıyorum

Senin demiştin.

Sakın gitme.

Eksik tutmam suyunu.

Temizlerim etrafını.

Konuşurum seninle.

Hikayeler anlatırım sana.

Sakın gitme bu kış.

Beni yalnız bıakma.

Affet beni.

Geç anladım

Senin kim olduğunu.

 

 

…………………………

Anlamadılar beni.

Dinlemeden yargıladılar.

Derimi yüzdüler

Mansur misali.

Çarmıklara gerdiler.

Annem bile sırtını döndü.

Babam delisin sen dedi.

Bu kadar ağır olmamalıydı.

Tanrı’yı aramanın,

Yuvaya dönmenin

Bedeli.

 

 

……………………………

Tanrım!

Zekana bir kez daha

Hayran oldum.

Hiç aklıma gelmezdi

Cennet ile cehennemi

Aynı yere koyacağın.

 

 

 

Çok kızgınım sana Tanrım.

Nerden aklına geldi

Yüreğime

Sevgiyi koymak,

Aşkı öğretmek.

Hiç mi acımadın bana.

Ne yapar bu çocuk

Dünyada.

Hiç düşünmedin mi?

Perişan olduk cümlemiz.

Bunları sana

Aslı, Kerem, Ferhat,

Şirin, leyla, mecnun

Ve kendim için yazıyorum.

Benim başıma gelenleri

Sen biliyorsun.

 

 

…………………………

Derler ya,

Ayrılık ölümden beterdir diye.

Bilirim ben bunu.

Yaşarken ruhunun

Yavaş yavaş ölmesini.

Kalbindeki  bitmeyen sızıyı.

Tüm renklerin yok olup,

Dünyanın siyah beyaza

Dönüşmesini.

Ben bilirim tüm bunları.

Ama bundan da beteri varmış.

 

 

………………………………….

Aşkı sende buldum,

O’nu sende gördüm.

Bizdik

Bir olduk

Tekdim

Bir oldum.

Aşk oldum

Sevgi oldum

Işık oldum

Eridim

Aktım

Sen oldum

Ben oldum

Yok oldum

 

 

…………………………….

Dün gece Hayyam’la birlikteydik.

Gene içtik şarabımızı,

Kadehlerde yansıyan Ay’ı seyrettik.

Dağların şarkısını dinledik.

Hiç konuşmadan oturduk.

Ama söylenecek her şey söylendi.

Tüm evren bizi dinledi.

İçtikçe şarabı

Alevler sardı

Yüreğimizi.

 

 

……………………………….

Sen kırlarda papatya olursan sevgilim,

Ben güneş olurum.

Sen yüksek dağlarda

Esen rüzgar olursan sevgilim,

Ben kartalın kanadı olurum.

Sen şarap olursan sevgilim

Ben kadeh olurum.

Sen yeşil olursan sevgilim

Ben gözyaşı olurum.

Sen yıldız olusan,

Ben gece olurum.

Sen Ay olursan sevgilim,

Ben yakamoz olurum.

Sen sevgi olursan,

Ben sevdalın olurum.

Sen aşk olursan sevgilim,

Ben sen olurum,

Sende ben.

 

 

…………………………

Hey sevgili yüreğim!

Bu koca sevdayı nasıl taşıyorsun?

Bir daha aşık olmadan önce

Bana sor.

 

……………………

Aşk;

Tanrı’yı sevmektir,

İnsan bedeninde

Yürek aşkla dolunca

Beden bahane olur..

 

 

…………………………..

Aşk;

Tanrı gibi sevmek,

Aşk,

Sevilende

O’nu görmek.