Bazen insan yüreğini dinleyince ne söyleyeceğini bilemiyor. Ben dinledim ve not aldım. sizlerle paylaşmak istedim.
GÜNDÜZDEN adlı kitabımda topladıklarım…
GÜNDÜZDEN…
Bu kitap evrenin gördüğü en büyük sevgi ve dostluğu paylaştığım sevgili Ayça’ya armağanımdır. Işığın tüm insanların üzerine olsun…
ÖNSÖZ
Merhaba, sevgi ile merhaba,
Yeni bir güne, yeni bir yaşama merhaba der gibi merhaba… Umarım bu elinizdeki kitap sizlerde de yeni bir başlangıca sebep olur ve son şiiri okuduğunuzda sizde merhaba dersiniz. Yeni bir güne, yeni bir yaşama, yüreğinizde bu güne kadar fark etmediğiniz sevgiye, yüreğinize veya Tanrı’ya merhaba dersiniz.
Burada amacım; sadece hatırlatmak ve farkettirmek. Size, sizi, yüreğinizi ve yüreklerinizde hapsettiğiniz Tanrı’yı hatırlatmak.
Bizler insan bedeninde Tanrı bilincine ulaşmayı deneyimleyen varlıklar değil, insani deneyimler yaşayan Tanrı’nın özüyüz, yüreğiyiz, ta kendisiyiz. İnsan bedeninde yaşayan Tanrı’ya verebileceğimiz en büyük armağan koşulsuz saf sevgiyi, bedenlerde yaşamakve deneyimlemektir. Tanrı’nın lütfu ve büyük armağanı olan bu hayatımızı en iyi şekilde yaşamak Tanrı’ya olan görevimiz olmalıdır.
Büyük bir sevgiyle yüreğinden yani sevgiden var ettiği bizlerin bu hayatı sevgiyle yaşayabilmemiz, insan olarak varoluş amacımız olmalıdır.
Bunun için;
Ne mutlu yüreklerinde sevgiyi hissedenlere, sevgi ile var olan ve sevgi ile var edenlere…
Ne mutlu tüm yaşam zorluklarına rağmen sevgiyi yüreklerinde hiç eksiltmeden yaşayabilenlere…
Şükürler olsun…
İNSAN BEDENİNDE TECELLİ BULAN İLAHİ AŞKIN İFADESİ OLAN BU ŞİİRLER, YÜREĞİNDE TANRI SEVGİSİ OLAN TÜM İNSANLARA ADANMIŞTIR.
YOLUNUZ TANRI’YA OLSUN..
EN BÜYÜK SEVGİLİME
TANRI’MA
Yazmadım şiirlere adlarını.
Boş bırakıyorum orayı.
Siz yazın diye
Şiirlerin isimlerini.
Bu kitabın üstüne siz yazın.
Sizde katın yüreğinizi.
Bizim şiirimiz olsunlar.
Okunduktan sonra
SEN KİMSİN
Hani bir şey hissedersin de tarif edemezsin,
Yüreğin pır pır eder de nedenini anlamazsın,
Hani hani bir şey olur da için içine sığmaz,
Hani fark edersin de kelimeler yetersiz kalır.
Ya hu sen kimsin, sen nesin.
Ben senim.
Senden bir parçayım
Tanrı’nın sana dokunan eli,
Seni seven yüreğiyim.
Geçmişten bir iz,
Gelecekteki hayallerinim.
Ayça
Anadoluyu bilirmisiniz?
Uçsuz bucaksız bozkır.
Çıplak tepeler,
Sarı buğday tarlaları,
Toz kalktımı inmez saatlerce.
Hüzün vardır oralarda.
Tüm bu boşlukta tek bir ağaç görürsünüz.
Koca bozkırın ortasında.
Tek başına.
Saygı duyun ve selam verin ona
Daha nasıl anlatsınki
Tanrı,
Bu kadar yalnız olduğunu.
Bak sevgilim;
Biz gece ve gündüz gibiyiz.
Ne ayrılırız,
Ne de birleşiriz.
Bir de olamayız,
Ayrı da.
Anlatın insanlara,
Sahip olduklarının değerini
Kaybetmeden önce
Anlasınlar…
Bir türlü ayrılamıyorum
Aynanın önünden.
Saçımı tardım on defa,
Yakamı düzelttim defalarca.
Çekiştirdim oramı buramı.
Bir başka bakıyor aynadaki bugün.
Aşık mı oldum yoksa?
Bende bir tuhaflık var.
Tanrım !
Hiç düşünmedin mi yaratırken beni?
Korkmadın mı hiç?
Ya sitem edersem diye.
İsyan etmem.
Bedeli çok ağır.
Bir daha ki sefere nasıl geliriz bilmem.
En iyisi hiç sevmemeli,
Keyfini yaşa, korkmadan,
Ya biterse bir gün demeden…
Ömrünü adamazsın kendinden başkasına
Yaşamazsın sıkınısını
Ayrılıpta her gün görmenin.
En iyisi hiç sevmemeli.
Hayallerin sana kalır, kaybetmezsin.
En iyisi hiç sevmemeli…
Yolun sevgi olsun.
Şaşırma sakın yolunu.
Takılmadan ona buna.
Sakın düşünme,
Git yüreğinin götürdüğü yola.
Olmazdı dünyanın tadı,
Bu kadar lezzetli olmazdı rakı,
Şarkılar olmazdı en yakın dostun,
Sevmezdin gülleri bu kadar çok.
Hatırlamazdın Tanrı’yı bu kadar sık,
Ayrılık olmasa.
Anlamı yoksa hiç bir şeyin,
Doymuyorsa ruhun,
Ya geldiğin yere döneceksin,
Ya sevmeyi öğreneceksin…
Tanrım !
Bir kelime daha istiyorum.
Anlatmaya yetmiyor,
Seviyorum demek.
Seni sevmek
Sevgi ötesi
Bunun da ötesi
Erimek içinde.
Nihayet sabah oldu
Birazan onu göreceğim.
Heyecanı şimdiden başladı.
Bu saatte inadına yavaş çalışıyor,
Atacağım onu.
Hasreti anlayanından alacağım.
İlk defa görüyormuş gibi bakmak gözlerine,
Onun da heyecanlandığını bilmek,
Sanki benim için doğuyor güneş.
Ağaçlar bile gülüyordur halime.
Yıllardır bu hep böyle.
Değişmedi bir gün bile hiç bir şey.
Kaldırım taşları bile bıktı bizden.
Ben her gün yeni bir aşka başlar gibi
Kalbim önde ben arkada
Koşuyorum ona.
Yarın doğum günü…
Bir hediye vermek istiyorum ona.
Güneşi versem diyorum,
Yoksa yıldızlardan elbise mi diksem?
Ay’dan taç mı yapsam başına?
Tüm dünyayı versem yeter mi?
Hayallerim… Onlar bile yetmez.
Tanrım! Daha büyük bir şey yapmadın mı?
Galiba bu senede yine kalbimi vereceğim ona.
Tanrım!
Her şeyi tam yapmışsın.
Ama bir şeyi fazladan koymuşsun…
Hasreti.
Geri alamaz mısın onu?
Tanrım sen beni gerçekten düşünmüşsün yaratırken.
Özen göstermişsin,
Değer vermişsin,
Beni çok sevdiğini fark ettim.
Nereden anladım biliyor musun?
Bir gün yüreğime baktım.
Oraya da sevgini koymuşsun.
Yaşamak seni
Bir insan bedeninde..
Sevgilinin koynunda
Sıcacık ellerinde
Yeşil gözlerinde
Yaşamak seni
Ateşin kırmızısında
Uçan kuşun kanadında
Yoncanın yaprağında
Göz yaşında
Yaşamak seni…
Benim içimde.
Bir gün Tanrı ile yarışa girdim.
Sen mi daha çok seversin…
Ben mi diye.
Hala yarışıyoruz.
Aslında bu şiirleri tek başıma yazmadım.
Zaten böyle bir yeteneğim yoktur.
Birlikte yazdık.
Ben O’nun ağzı, dili,eli, kulağı oldum
O’da benim yüreğim oldu.
İlhamım oldu.
Birlikte yazdık.
O söyledi ben yazdım.
Bazen de ben söyledim ben yazdım.
Kah O sevgili oldu,
Ben sevdalı…
Kah ben sevdim,
O hasret çekti…
Bazen
Gülün goncası olduk beraber,
Kartalın kanadında uçtuk.
Bazen bir çift gözyaşı olduk gözlerde.
Elim O’nun eli,
Yüreğimde nefesi,
Hala yazıyoruz,
Sevgiyle
Sen sevmeyi nereden bileceksin.
Hiç kelebeğin göz yaşını gördün mü?
Aldın mı en derin yeşili ellerine?
Okşadın mı güneşi?
Hiç çiçekler günaydın dedi mi?
Karanlık denizdeki beyaz sandal,
Yüreğini sana açtımı?
Anlattı mı aşklarını?
Hiç yıldızlar seninle eğlendi mi?
Yakamozların üstünde yürüdün mü hiç?
En yakın dostun Tanrı oldu mu?
Kafa tuttun mu hiç O’na?
Aynaya baktığında kendini görmediğin oldu mu?
Hiç seni seviyorum dedin mi birine?
Eğer bunlardan birini yapmadıysan
Sen nereden bileceksin aşkı, sevdayı,
Nereden bileceksin, sevmeyi sevilmeyi…
İÇLER ACISI
(Kızılay’da insan manzaraları)
Sevgisiz yürekler,
Karanlık yüzlerde.
Umutsuzluğun aynası,
Karanlık gözler.
Önlerinde korku.
Arkalarında korku.
Kızgınlar…
Ama kime olduğunu bilmeden.
Yürüyorlar ama,
Bedenleri yok ki.
Yaşıyorlar ama,
Ruhları yok ki.
Karanlığın en koyusunda,
Yaşamla köşe kapmaca.
Kırmayın kuşun kanadını dedim,
Koparmayın goncayı dalından,
Kapamayın gözlerinizi dedim,
Sevin birbirinizi,
Sevilin dedim,
Düşünün,
Her şeye inanmayın dedim,
Kızdılar bana.
Kapattılar beni,
Yüreklerinde ki karanlık zindana.
Evlat,
Sen yalnızlık nedir bilir misin?
Yokluğu çevirirsin varlığa,
Aklını katarsın içine.
Koydun mu,
Sevgiyi yüreğine.
Sunarsın yeşilin en güzelini,
Maviden yorganı.
Sen oldun artık git dersin.
Git ama beni unutma dersin.
Geri gelmesini beklersin.
Elin yüreğinde.
Ne anlayan var,
Ne soran,
Ne gelen var,
Ne giden.
Yalnız Ben,
Yine Ben. Yine Ben..
Daha on dakika oldu
Ayrılalı.
Ayrı yollara,
Ayrı evlere.
Tanrım…
Bu geceler
Neden bu kadar uzun.
Daha çok var sabaha.
Dayan yüreğim dayan.
Bir uykusuz gece daha.
Hani bir elmayı dilimler gibi,
Yeri göğü böler gibi,
Bir ruhu onlarca ruh yapar gibi,
Böldüler bizi.
Şu an ben bu bedendeyim.
Ama bilirim ki
Ben onunda bedenindeyim,
Ve diğerinde.
Dört ayrı bedende birim.
Dört ayrı bedende tek yüreğim.
Dört ayrı bedende
O’yum…
O’nunlayım.
Şükürler olsun…
AYÇA
(Bu şiir Ayça’dan bana hediye ve çabama destek)
Yeşil gökyüzünü süsleyen
Pembe yıldızlar
Hep seni hatırlatıyor.
Kırmızı dalgaların vurduğu
Mavi kumsallar
Ve mor yaprakların
Altında geçirdiğimiz o güzel anlar
Bana hep seni hatırlatıyor.
Ve seni ne kadar çok sevdiğimi.
Biliyorum…
Bir terslik var bu işte.
Aşık oldum bir kere.
Sıkıysa değiştirin
Denizin rengini, yıldızları…
Hep dışarda aradım,
Bekledim mutluluğu gelip beni bulmasını.
Aramadığım, bakmadığım yer kalmadı.
Her şeyin beni mutlu etmesini bekledim.
Boşunaymış.
Yokmuş beyaz atlı prens,
Masalmış Alaaddin’in sihirli lambası.
Tam yorulmuştumki bir yer geldi aklıma,
Bu güne kadar bakmadığım.
İçime yüreğime baktım.
Oradaymış aradığım.
İçime yüreğime baktım.
Oradaymış aradığım.
Beyaz atlı prens benmişim.
Define adasında ki hazineler.
Hepsi orada.
Mutluluk başka yerde değilmiş.
Sadece mutlu olmayı seçmek varmış.
Bilmiyorsan nereye gittiğini,
Farkındaysan
Sürülendiğinin.
Kaybettiysen yolunu.
Dur ve yüreğine bak
O söyleyecektir sana.
Gideceğin yönü,
Varacağın limanı
Gözlerinle gördüğün
Surettir senin.
Aslını görmek istersen
Bakmalısın
Gönül gözü ile.
Yüreğim kırık,
Hemde çok.
Artık hayal kurmak bile anlamsız.
Kocaman bir boşluk.
Işık yok, hiç bir şey yok.
Gidilecek yol yok.
Bir uyusam.
Ölene kadar hiç uyanmadan.
Değer mi hiç bir şey?
Bir kalbi kırmaya değer mi?
Hele sevdiğini söylediğin bir kalbi.
Yazık oldu.
Çok yazık.
Tanrı’ya bile değmezmiş dedirttin.
( Bir dostumun yüreğinde hissettiklerim)
Sevgili Baba!
Seni anlamıyorum.
Var ettin bunca insanı.
Gönderdin buraya.
Neden hapsettin kendini,
Onların yüreklerine?
Ya açmazlarsa kapıyı,
Ya fark etmezlerse seni.
Hiç anlamıyorum.
Ya sevmeyi öğrenemezlerse…
Sevgili Tanrım!
Bir yerde terslik var galiba.
Geçenlerde yüreğimi kapadım.
Vaz geçtim sevmekten.
Ancak gözlerimde kapandı.
Karanlık oldu her yer.
Düşmediğim çukur kalmadı..
Bir terslik var bu işte.
Sevgili Baba!
Bu gün bir karar verdim.
Takılmamaya artık.
Armudun sapı ile üzümün çöpüne.
Artık beklemiyorum
Beni sevmelerini.
Ben onları seviyorum.
Takılmıyorum başkasının yaptığına.
Ben yolumdan sapmıyorum.
İnadına daha çok seviyorum keratayı.
Kızmıyorum ona, buna.
Öfkelendirmiyor kimse beni.
Bir gün onlarda sevmeyi öğrenir.
Yüreklerini fark ederler.
Aynı yuvadan geldiğimizi anlarlar.
Ben mutlu olmaya karar verdim Baba.
Takılmıyorum artık,
Armudun sapı ile
Üzümün çöpüne.
Önceki şiiri anlamadıysan.
Bir gün otur,
Üzüm ve armut ye.
Ve düşün ne yediğini.
Sonra sap ile çöpleri ye.
Tekrar düşün ne yediğini.
Ve karar ver ne yiyeceğine.
Seçimini yap,
Hayatta ne istediğine.
Karar ver neye takılacağına.
Armudun sapı ile üzümün çöpüne mi?
Eğer hala anlamadıysan.
Söyle;
Bağlasınlar seni çayıra.
Geçenlerde beni kızdıran birisinden
Hıncımı kötü aldım.
Ona aşkı öğrettim.
Tanrı aşkını
Yanıp duruyor.
Hasretin en koyusunda.
Hapsettiler O’nu yüreklerindeki
Karanlık zindana.
Örttüler kapıları üstüne.
Sonra uzattılar sakalı.
Sardılar sarıkları.
Giydiler cüppeleri.boşunadır tebdili kyafet.
Sanki tanımayacak
Bunu yapanları.
Sakalını sıvazlarken,
Bana Tanrı’yı anlatıyordu
Geçenlerde bir gün.
Şöyle büyük,
Böyle kocamanmış.
Asar, keser,
Kaynar kazanlara atarmış.
Dönüp ona
Seni seviyorum dedim.
Duyduğuma göre hala anlamamış.
Tanrım!
Sen beni gerçekten düşünmüşsün yaratırken.
Özen göstermişsin,
Değer vermişsin,
Beni çok sevdiğini fark ettim.
Nerden anladım biliyormusun?
Bir gün yüreğime baktım.
Oraya da sevgini koymuşsun.
Yaşamak seni bir insan bedenine.
Sevgilinin koynunda,
Sıcacık ellerinde,
Yeşil gözlerinde,
Yaşamak seni ateşin kırmızısında,
Uçan kuşun kanadında,
Yoncanın yaprağında.
Gözyaşında
Yaşamak seni
Benim içimde.
Bir gün Tanrı ile yarışa girdim.
Sen mi daha çok seversin ben mi? Diye.
Hala yarışıyoruz.
Hep beni aradılar
Ama yanlış yerlerde.
Ya sevgilinin teninde
Ya ağacın gölgesinde.
Söğüt dalında
Ana kucağında
Hep aradılar
Hiç akıllarına gelmedi
Yüreklerine bakmak.
Sen sevmeyi nerden bileceksin.
Hiç kelebeğin gözyaşını gördün mü?
Aldın mı en derin yeşili ellerine?
Okşadın mı güneşi?
Hiç çiçekler sana günaydın dedi mi?
Karanlık denizdeki beyaz sandal
Yüreğini san açtı mı?
Anlattı mı aşklarını?
Hiç yıldızlar senle dalga geçti mi?
Yakomazların üzerinde yürüdün mü hiç?
En yakın dostun Tanrı oldumu?
Kafa tuttun mu hiç O’na?
Aynaya baktığında
Görmediğin oldumu hiç kendini?
Hiç seni seviyorum dedin mi birisine?
Eğer bunlarda birini yapmadıysan
Sen nereden bileceksin aşkı sevdayı
Sen nereden bileceksin sevmeyi sevilmeyi…
Ancak hayallerini yitirdiğinde yalnız kalırsın.
İki kadını sevince
Yüreğim ikiye ayrılır sanmıştım.
Bilmiyordum ikiye katlanacağını.
Bu kadar insan varken,
Tanrım,
Senin kalbini düşünmek bile isemiyorum.
Tanrım!
Sadece bu dünyada
Yedi milyar aşk yaşıyorsun.
Bir o kadar da hayal kırıklığı,
Hasret.
Ben birinr bile dayanamazsam.
Dün beni sormuşsun,
Ne yapıyor bizim oğlan diye.
Yüreğimi kaybettim Baba.
Bulur bulmaz yanına geleceğim.
Tanrım!
Bu kadar acımasız olacağın
Hiç aklıma gelmezdi.
Nerden çıkardın başımıza
Sevmeyi, sevilmeyi,
Hasreti,
Ayrılığı.
Tanrım!
Sen işini çok iyi biliyorsun.
Olmasaydı ayrılık
Böyle yaşanmazdı aşklar.
Coştu yine Deli Işık.
Bilseydi ne yazacağını.
Koysaydı kelimeleri doğru yerine.
Vazgeç, en iyisi hiç yazma.
Ya insanlar da senin gibi severlerse.
Dayanmaz ki yürekleri.
Yazık olmaz mı onlara?
Sus sen Deli Işık.
Anlatma aşkı sevdayı,
Hele hiç lafını etme
Ayrılığın, hasretin.
Deli ışığa sormuşlar.
Sevmek nedir nasıldır diye.
“Hani balonu üflersin ya
Patlayana kadar” demiş.
“Patladıktan sonra bile
Üflemeye devam edersin”…
Bir off çekip dağları yıkıyorlar ya…
Hani deliyorlar ya dağları,
Aşıyorlar ya susuz çölleri.
Hani yakın ediyorlar ya uzağı,
Sıkıysa yitirsinler hayallerini de
Göreyim ben onları….
Tepemi attıracaklar bir gün,
Yağdıracağım yağmurları
Yukarı doğru.
Alın şu sevdayı başımdan.
Tanrım!
Hepsini bana yüklemişsin
Aşkı, sevdayı, hasreti.
Gözyaşını.
Bari birazını da sen taşısan.
Hasreti, ayrılığı gibi.
Geçen gün meleklerin getirdi.
Aşkı sevgiyi göndermişsin bana.
Teşekkür ederim.
Ama araya ayrılık karışmış.
Onu geri gönderiyorum.
Tanrım!
Aynaya baktımda
Espri anlayışına hayran oldum
Bilmediğimi sanma.
Yalnız olduğunu,
Hasret çektiğini
Oysa
Bilmezmisin kalbimdeki sızıyı.
İçime akan göz yaşlarımı.
Dayan Gündüz dayan diyen yüreğimi.
Sabret ne olur
Az kaldı düğünümüze.
Ne garip.
Hiç insan gidermi düğününe
Kefen ile.
Neden giymezler,
Gelinlik veya smokin.
Gelen cevap…..
Işıktandır onların gelinliği, smokini.
Gök kuşağıdır kanatları.
Yıldızlardır,
Başlara dökülen konfeti.
Duvaklarıdır yüzlerindeki nur.
Melekler eşlik eder onlara.
Sormazlar sevabı günahı.
Yerter ki düğünümüze gel.
Niyetin bana olsun,
Yolun bana….
Sizce Tanrı
Bir sevgilinin
Tenine dokunmanın verdiği hazzı ve mutluluğu
Tadabilir mi?
Sevgilinin gözleri içinde erimenin
Ne olduğunu bilebilir mi?
Sevgilinin nefesi ile yaşamanın,
Göğsünü O’nun ateşiyle
Doldurmanın mutluluğunu
Bilebilir mi?
Sizce Tanrı, sevgilinin bedeninde
Kor eteşler içinde yanmanın,
Dayanılmaz mutluluğunu
Bilebilir mi?
Tek başına bilemezdi.
Ve Tanrı insanı yarattı.
Ve tüm bunları yaşayabilmek için
İnsanın yüreğine kendini,
Yüreğine de sevgiyi koydu.
İşte o zaman Tanrı,
Kendisini yaşayabildi.
Tanrım,
O kadar güzelsin ki
Hala seni arayanlara şaşıyorum.
Görmüyorlar mı ?
Papatyayı,
Görmüyorlar mı?
Bir bebeğin masumiyetini.
Yeşili, gülün goncasını,
Görmüyorlar mı?
Mavi gök yüzünü.
Grup vaktinde
Gökyüzündeki kızıllığı,
Hiç bakmıyorlar mı?
Aynaya.
Sen ümit nedir?
Ümit etmek nedir?
Bilirmisin?
Gönlünden bir parça koparırsın
Yüreğine yüreğini katarsın
Ve özgür bırakırsın.
Git dersin,
Ama bir gün gel geri dön dersin.
Bunu yedi milyar defa denersin
Ne gelen var
Ne dönen.
Yüreğindeki sızıyı
Ne sen sor Bana
Ne ben söyleyeyim…
Olmazdı dünyanın tadı,
Bu kadar lezzetli olmazdı rakı,
Şarkılar olmazdı en yakın dostun
Sevmezdin gülleri bu kadar çok
Hatırlamazdın Tanrı’yı bu kadar sık.
Ayrılık olmasaydı…
Erkeklerle kızların
Farkını ilk anladığımda
Biliyordum bunun altından
Bir şeyler çıkacağını.
Bu gün bir defteri kapattım
Geçmişin kayıtlarını tuttığum
Defteri kapattım.
Artık saymıyorum
Yalnız geçen günlerimi,
Tanrı’nın hep benimle olduğunu
Bildiğimden beri
Suretiysem ben O’nun
Evlat diyorsa bana,
Biliyorsam ben
Gerçekte ne olduğumu.
Dua bile etmiyorum
Acze düşmüş gibi
Sanmasınlar O’nu
Işık güneşten nasıl ayrılamazsa,
Sevgiyi benden nasıl yok edemezsek,
Sen bende
Ben sende
Eridik bir kere
Ayrılamayız.
Şehrin son eviydi bizimki.
Bitişikti tarlalara.
Koyunlar otlardı sürülerle.
Altı yaşndaydım,
Bir koyunun doğumunu izlediğimde.
Kendiminkini hatırlamıyorum ama,
Yaşamla ilk tanışamdı bu benim.
Acemice ayağa kalktığında
Çok şaşırmıştım.
Nasıl kafa tutuyordu dünyaya.
Ne yapacağını bilir gibiydi.
Süt emecekti annesinden.
Bir ona
Bir kendime baktım.
Acaba bir daha mı doğsam?
Yoksa gitmişken hiç gelmesem mi?
Bahçenin uzak köşesindeydi
Kümes.
Çok küçüktüm.
İlk pazarlığımı orada yaptım.
Beyaz tavukla.
O bana yumurtasını verecekti,
Bende onu kovalamayacaktım.
Anlaşmıştık ama
Horoz niye kızdı bize
Anlamadım.
Hayatı çok ciddiye almamalı.
Düşünmemeli enine boyuna.
Hatta dalga geçmeli.
İşte o zaman tadı çıkıyor
Hayatın.
Ama önce kendinizden başlayın.
Dalga geçin,
Çok ciddiye almayın
Kendinizi.
Bunu yaparken
Eğleniyorsanız şayet.
Merhaba deyin
Yeni bir yaşama.
Düşündümde
Çok sayıda doğum günüm
Varmış benim.
Kendi değerimi anladığım gün.
Gücümü elime aldığım gün.
Kim olduğumu anladığım gün.
Bir sebebim olmadan
İnsanları sevdiğim gün.
Sevildiğimi ilk anladığım gün.
Mutlu olmaya karar verdiğim gün.
Onu ilk gördüğüm gün.
Baba olduğum gün.
Biliyorum ki,
En son doğum günüm
Öldüğüm gün olacak.
O’nun yüreğinde
Yeniden doğduğum gün.
Silerken yerleri
Dans ettin mi hiç
Süpürgenin sapıyla.
Yapmıyorsan eğer bunu
Çok üzgünüm senin için.
Hiç bir şey anlamamışsın.
Ya çabuk öğren.
Ya da git
Bir daha gel
Bu dünyaya.
Beyaz çiçek.
Sakın gidip beni
Tek başıma bırakma.
Yalnızlığını paylaıyorum
Senin demiştin.
Sakın gitme.
Eksik tutmam suyunu.
Temizlerim etrafını.
Konuşurum seninle.
Hikayeler anlatırım sana.
Sakın gitme bu kış.
Beni yalnız bıakma.
Affet beni.
Geç anladım
Senin kim olduğunu.
Anlamadılar beni.
Dinlemeden yargıladılar.
Derimi yüzdüler
Mansur misali.
Çarmıklara gerdiler.
Annem bile sırtını döndü.
Babam delisin sen dedi.
Bu kadar ağır olmamalıydı.
Tanrı’yı aramanın,
Yuvaya dönmenin
Bedeli.
Tanrım!
Zekana bir kez daha
Hayran oldum.
Hiç aklıma gelmezdi
Cennet ile cehennemi
Aynı yere koyacağın.
Çok kızgınım sana Tanrım.
Nerden aklına geldi
Yüreğime
Sevgiyi koymak,
Aşkı öğretmek.
Hiç mi acımadın bana.
Ne yapar bu çocuk
Dünyada.
Hiç düşünmedin mi?
Perişan olduk cümlemiz.
Bunları sana
Aslı, Kerem, Ferhat,
Şirin, leyla, mecnun
Ve kendim için yazıyorum.
Benim başıma gelenleri
Sen biliyorsun.
Derler ya,
Ayrılık ölümden beterdir diye.
Bilirim ben bunu.
Yaşarken ruhunun
Yavaş yavaş ölmesini.
Kalbindeki bitmeyen sızıyı.
Tüm renklerin yok olup,
Dünyanın siyah beyaza
Dönüşmesini.
Ben bilirim tüm bunları.
Ama bundan da beteri varmış.
Tanrım!
Senin aşkınla
Yanıp tutuşmuş
Yaşayıp giderken.
Nerden çıktı bu
Zeytin gözlü.
Nasıl bir sevdayki bu
Külümüz bile
Tekrar yandı.
Aşkı sende buldum,
O’nu sende gördüm.
Bizdik
Bir olduk
Tekdim
Bir oldum.
Aşk oldum
Sevgi oldum
Işık oldum
Eridim
Aktım
Sen oldum
Ben oldum
Yok oldum
Dün gece Hayyam’la birlikteydik.
Gene içtik şarabımızı,
Kadehlerde yansıyan Ay’ı seyrettik.
Dağların şarkısını dinledik.
Hiç konuşmadan oturduk.
Ama söylenecek her şey söylendi.
Tüm evren bizi dinledi.
İçtikçe şarabı
Alevler sardı
Yüreğimizi.
Sen kırlarda papatya olursan sevgilim,
Ben güneş olurum.
Sen yüksek dağlarda
Esen rüzgar olursan sevgilim,
Ben kartalın kanadı olurum.
Sen şarap olursan sevgilim
Ben kadeh olurum.
Sen yeşil olursan sevgilim
Ben gözyaşı olurum.
Sen yıldız olusan,
Ben gece olurum.
Sen Ay olursan sevgilim,
Ben yakamoz olurum.
Sen sevgi olursan,
Ben sevdalın olurum.
Sen aşk olursan sevgilim,
Ben sen olurum,
Sende ben.
Hey sevgili yüreğim!
Bu koca sevdayı nasıl taşıyorsun?
Bir daha aşık olmadan önce
Bana sor.
Aşk;
Tanrı’yı sevmektir,
İnsan bedeninde
Yürek aşkla dolunca
Beden bahane olur..
Aşk;
Tanrı gibi sevmek,
Aşk,
Sevilende
O’nu görmek.