Kılıf mıydı Acaba?

Başbakan Erdoğan’ın Davos’da İsrail Devlet Başkanı ve moderetarö attığı fırça zihinlerimizde hala tazeliğini korumakta. Hatta kendiside bu olayı zihinlerimizde canlı tutmaya çalışıyor. O dönemde yaptıkları beni de bazı noktalarda mutlu etmişti. İçimdeki maço tarafı dürtmüştü. Ama yinede içimdeki şüphe hiç silinmemişti. Bu şüphenin ise ne olduğunu kavrayamamıştım. Ama bu günlerde gündemde olan mayınlı alanların temizlenmesi konusu tartışılırken şüphe perdesi aralanmaya ve bazı gerçekler görülmeye başladı galiba.

Bir ülkenin devlet politikaları ve genel stratejileri zaman içinde yönetime gelenler tarafından değişime uğrayabilir. Bunu anlıyor ve saygı duyuyorum. Olması gerekende budur. Değişimin yaşandığı dünyamızda değişmeden durmak hatalı olur.

Bu çerçevede bazı olaylar ansızın yaşansa da aslında planlaması çok önceden yapılmış olabilir. Hazırlana planın hayata geçirilmesi için öncelikle toplum yavaş yavaş hazırlanır. Tüm alternatiflerin yolu kesilir ve insanlar yutacakları ilaç için kıvama getirilir.

Devletleri ilgilendiren konularda da bu böyledir. Her konu çok önceden saptanır ve uygun koşullar oluşunca veya oldurulunca gereği yapılır. Bu diplomasidir bu politikadır. Tıpkı Barack Obama’nın seçimlerden hemen önce Türkiye’ye ziyareti gibi.

Mayınlı araziler konusuna baktığımda da aynı süreci görür gibi oluyorum. Önce bir gerginlik yaratıldı ve toplumdaki görüşler keskinleştirildi. İsrail düşmanlığı sokaklarda bayrak yakma olaylarına kadar götürüldü. Bu tepkilerin sebebi İsrail’in Filistin’de yaptığı katliam gibi gösterildi. Çoğumuz da buna inandık. Olaylar böyle görünse de plan; her aşaması ile gerekçelere dayandırılan olaylar dizisi olarak düşünülmüş olabilir.

Şimdi sadede gelindi.

Bu mayından temizlenen araziler İsrail veya Amerika bağlantılı bir şirkete veya kuruluşa verilirse hiç şaşırmayacağım.

Umarım bu görüşler teoride kalır ve ben yanılmış olurum…

Sevineyim mi üzüleyim mi?

Geçen günlerin birinde radyodan yayınlanan bir haber beni oldukça düşündürdü. O anda haberleri dinlemiyordum ama birden dikkatimi çekti. Haberde ilaç dağıtım firmalarından birinde yönetici konumunda olan kişinin sözlerine yer verilmişti. Yönetici son zamanlarda işlerinin çok iyi gittiğini ve sektörün genişlediğini söylemişti. Benim de aklımda bu kadarı kaldı.

İlkönce habere çok sevindim. “Demek ki işler düzelmeye başladı…” diye düşündüm. Ancak birden sektörün sağlık sektörü olduğunu fark ettim. Bilgiyi veren kişi üretici veya ihracat yapan değil ilaçları yurt içinde dağıtan firmada çalışmaktaydı. İlaçları yurdum insanı kullanıyordu. Ekonomik olarak sektördeki genişlemeye bakın ki insanlar gittikçe daha fazla ilaç tüketmeye başlamışlar.

Bilinen o ki insanların sağlığı, yaşam koşullarının ağırlaşması, ruhsal ve fiziksel olumsuzlukların artması ile bozulmakta. Bunun aksini iddia eden varsa ben ikna olmaya hazırım.

Burada şu durum ortaya çıkıyor.

Ya, Türkiye’de işler gittikçe daha kötüleşiyor. Ya da Türk halkı gereksiz ilaç kullanmaktan zevk almaya başlamış…

admin 2009-6-13 tarihinde yayınladı. Kategori: Ashua Haber Portal Makaleleri

Yorum yapın

(Ctrl + Enter)